Allah Bize Şah Damarımızdan Daha Yakınsa Neden Elçilere İhtiyaç Duyuyor?

Allah Bize Şah Damarımızdan Daha Yakınsa Neden Elçilere İhtiyaç Duyuyor?

Sorularla İslamiyetin bu bölümünde yine ilginç bir soruya cevap vermeye çalışacağız. Son günlerde Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında sıkça gördüğüm bir soru!…”Allah bize şah damarımızdan daha yakınsa neden bize bir mesaj göndermek için peygamberlere ihtiyaç duyuyor?”…


Bu soruyu cevaplamadan önce insanların önce şunu bilmesi lazım:  Ben sıradan bir müslüman olarak elinden geldiğince beş vakit namazını kılmaya çalışan ama bunu da son bir kaç aydır düzenli yapmaya çalışan… Yedi yaşından yirmi beş yaşına kadar tek Rekat namaz kılmamış…En azından iki haftada bir de olsa Cuma Namazlarına katılan… O da son bir kaç aydır…  On gün oruç ibadetini yerine getiren geriye kalam yirmi günü boşlayan bir Müslümanım!.. Dolayısıyla sıradan bir müslüman olarak, benim ne fıkıh bilgim var ne de aklı başında Kur’an okumuşluğum var. Bu soruya cevap verirken de fıkıh bilgime göre değil mantığımın ve vicdanımın ne dediğine bakarak Allah’ın neden elçilere ihtiyaç duyduğunu açıklamaya çalışacağım. O yüzden de bu yazı içerisinde hatalı gördüğünüz yerleri bana bildirin ki; hatalarımı düzeltebileyim…

Şimdi sizlere az çok nasıl bir Müslüman olduğumu anlattım. Allah kısmet etti son bir kaç aydır namaz vakitlerini kaçırmayan, yeni yeni Kur’an öğrenmeye başlayan, eğer kısmet olursa bu sene Oruç ibadetini tam anlamıyla yerine getirmeye çalışacak bir müslüman olacağım!… Benim şeytanım da facebook mudur nedir!? Son bir kaç aydır namaza başladığım o ilk günden beri daha önce duymadığım, görmediğim  Allah’la ilgili çok enteresan sorular görmeye başladım.. Yok “Allah bizi yaratttıysa Allah’ı kim yarattı!”, yok ” Allah nasıl sonsuz kudret sahibi olabilir?” yok ” Kaderimiz belliyse o halde yaptıklarımızdan neden sorumlu tutuluyoruz?” gibi… İmanımı tehlikeye atma riski olan pek çok soruyla karşılaştım. Müslüman adam sorgulayıcıdır. Elbette hepimiz bir şekilde Allah’ı arıyoruz!… Ararken de Allah, önümüze engeller koyar ki kendisine ulaştığımızda manevi anlamda kendisine daha sıkı sarılalım…. İşte benim Allah’a ulaşmada önüme konulan engeller hep bu tarz sorular olmuştur. Tabi Allah,  her insanın kendisine ulaşmasına da izin vermez!… Kendisine ulaşmanın yollarından biri olan sorgulamak, daha doğrusu tüm şüpheleri kafalardan kaldırmak, araştırmaktan geçer. Yukarıda görmüş olduğunuz gibi pek çok soru son bir aya kadar kafayı sıyırmama neden oldu desem yeridir. Sırf bu soruların cevaplarına ulaşmak için saatlerce, günlerce  araştırdım. Yeri geldi iki, üç gün uyumadım… Bu konularla ilgili ondan fazla kitap okudum ve sonuçta vardığım nokta, “Allah var!..” oldu. Çok şükür, imanım bana göre bir testten geçti ve testi geçmeyi de başardı. İşte, imanımı zorlayan, testlerden geçmemi zorlaştıran sorulardan biri de “Allah’ın neden elçilere ihtiyaç duymaktadır? Bize şah damarımızdan daha yakınsa neden elçiler olmadan direk bize ulaşmıyor?” sorusu olmuştur. Ancak bu soru özünde  göründüğü kadar da zor bir soru değil elbette… Hatta biraz da saçma ve gereksiz bir soru… Ama yine de az ilimle insanı zorlayan bir soru…

Öncelikle, her fırsatta Allah, Kur’an’da bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu söylemiştir. Bu dünyadaki insanları yarattıktan sonra karşımıza geçip; “Bakın burası cennet, burası cehennem!… Sizi dünyaya imtihan için gönderiyorum. Kazananlar cennete, kazanamayanlar cehenneme gidecek!” “Kazanmak için bunları bunları yapmanız gerekiyor!” deseydi nasıl olurdu? Bu tıpkı bir sınavdan önce sınavın tüm cevaplarını herkese dağıtmak gibi bir şeydir. Diyelim ki; KPSS sınavında herkese, çıkacak soruların cevabı verildi. Sınava giren herkes memur olabilmek için cevap kağıdına  doğru cevapları yazmaz mıydı? O halde sınav sonrasında herkes tam puan alırsa, hangi memurun nereye nasıl atanabileceğini bana tarif edebilir misiniz? Bu insanları birbirinden nasıl ayırt edeceğiz?  Ya da bu sınavı yapmanın bir mantığı kaldı mı? Böyle bir sınav yapılsa “Ne kadar gereksiz bir sınav!” diye düşünmez misiniz?  İşte o yüzden Allah, bu imtihan dünyasında cevapları, yani cenneti, cehennemi ve kendisini gizlemiştir. Eğer kendisini gizlememiş olsaydı o halde bir  sınav yapmanın da bir anlamı olmazdı?!

Hadi diyelim ki; Allah kendisini, cenneti ve cehennemi gizledi ve kendisinden haberdar olmak isteyenlere elçi de göndermedi. Şimdi siz öldüğünüzde anladınız ki yaşadığınız dünya bir imtihan dünyası. Farkında olmadan cehennemlik olmuşsunuz haberiniz yok!… Sadece siz de değil bundan hiç kimsenin haberi yok!… Herkes cehennemlik!..Bu durumda ne demeniz gerekirdi? Herhalde; “Bu nasıl bir sınav… Benim ne cennetten haberim var ne cehennemden… Bu sınava itiraz ediyorum!…” demez miydiniz? Elbette derdiniz!… Ancak siz ne kadar itirazda bulunursanız bulunun  yaptığınız tüm itirazlar kabul edilmeseydi ve cehenneme atılsaydınız… Allah hakkında ne düşünürdünüz?

Hadi bir de olaya tersten bakalım… Diyelim ki; Allah hem bize kendini göstermiyor! Hem de bu zamana kadar bir elçi göndermemiş diyelim…  Ama etrafındaki bazı insanlar sebepsiz yere namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor vesaire… İnsanlara bunları neden yaptıklarını sorduğunda bilmediklerini ama yine de içlerinden gelerek bunları yaptıklarını söylüyorlar… Günün birin de de öldün gittin… Bir bakmışsın senin cehennemlik olduğunu, dünyada sana göre saçma gelen hareketleri yapan insanların da cennetlik olduğunu öğrendin!… Komik değil mi? Komik değil işte!.. Meğerse siz daha dünyaya gelmeden  önce kimin Allah’ı tanıyacağını, kimin tanımayacağını genetik kodlarınıza işlemişler. Sen de Allah’ı tanıyacak genetik kodlardan yok!… Sen cehennemliksin!…Bak sen!.. Bu ne biçim sınav… Mantıksız değil mi?

Hadi yüce Allah, bu kadar zahmete girip, evreni yaratmadı. Birden gözünü bir açmışsın seni cehenneme gönderiyorlar. Tek bildiğin cennet ve cehennemin var olduğu… Sen cayır cayır yanarken cennette sefa içerisinde yaşayan senin gibi bir ağzı, iki gözü olan insanlar var… Sen cehenneme odun olasın diye yaratılmışsın! Senin ne günahın var da sen cehennemlik olmuşsun? O halde Allah’tan cennete girmek için bir sınav talep etmez miydin? (Şimdi burada; “Allah sadece cenneti yaratsaydı olmaz mıydı? Ne gerek vardı cehenneme!?” diye aklınıza bir soru gelirse onun cevabını da bir sonraki yazımda vereceğim…)

Hadi son olarak diyelim ki; Allah ,bize şah damarımızdan daha yakın olduğu için cennete gireceklere bu dünyada sürekli olarak neler yapması gerektiğini anlatıyor. Ama sana kimsenin bir şey anlattığı yok!. Sen cehennemliksin!..Sana göre etrafında anlamsız hareketler yapan insanlar var. namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar, zekat veriyorlar… Onlar bunları neden yaptıklarını biliyorlar. Ama sen bilmiyorsun!… Ne kadar ironik!… Onlara bu hareketleri neden yaptıklarını sorduklarında onlar kendilerine bunları anlatan biri olduğunu söylüyor. Siz o insanlar hakkında ne düşünürdünüz? Büyük bir ihtimalle deli olduklarını zannedersiniz!… Haydi bakalım cehenneme… Yolun açık olsun…

Kısacası bu dünya imtihan amacıyla yaratılmıştır. İmtihanın adaletli olması için soruların cevapları önceden gizlenmiştir. Eğer bir yerde bir sınav yapan varsa bu sınavı insanlara bildirecek elçilere de ihtiyaç vardır. O yüzden de Allah, sınavın yerini, zamanını ve şartlarını insanlara bildirmek amacıyla insanlar arasından elçiler seçmiştir. Şimdi bu önermenin neresinde bir açık var ki; siz sadece “Allah’ın elçilere neden ihtiyaç duyduğu?” sorusundan Allah’ı inkar etmektesiniz. Oysa ki; Allah elçilerini insanların ihtiyaçları olduğu için göndermiştir. Onun elçilere değil, bizlerin ihtiyacı vardır… Onlar olmasa böyle bir sınavdan nasıl haberimiz olacaktı?

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları