Allah’ı Kim Yarattı?

allah, islam ve ayyıldız

Her ne kadar kendi çapında bir müslüman olsam da, bu soruyu ilk duyduğumda kendimi bir “müslüman” olarak sorgulamaya başlamıştım. Bu yolun sonunda ya bir ateist olacaktım ya da tam anlamıyla bir müslüman!

2005 yılında bir derginin kapağında “Her şeyi Allah yarattı. Peki, Allah’ı kim yarattı?” sorusunu ilk defa görmüştüm. Nasıl yani? Allah’ı da birileri mi yaratmıştı? Oysa biz Allah’ı doğmamış ve doğrulmamış olarak biliyorduk!…

O dergiyi açıp da okuma fırsatı hiçbir zaman bulamadım. Çünkü; yolda atılı olarak gördüğüm o derginin sadece kapağı vardı. Sayfaları birileri tarafından sökülmüştü. O derginin yaprağını elime aldım. Eve gittim… Saattlerce düşündüm… Vardığım sonuç; “Allah’ın var olmadığı” idi… Artık bir “Ateisttim”…

O zamanlar, liseye giden bir genç olarak böyle bir sonuca varmak benim için elbette kolay olanı idi. Çoğumuz için de durum böyledir. Neden mi?.. Nedeni aslında çok basit!…

İnsan oğlu tembel bir yaratıktır!… Bu tembelliğin sonucu olarak insanoğlu kendisi için en kolayı “psikolojik” olarak seçmektedir. Yani ne demek istiyorum?… Allah’ı kabul etmek demek; namaz kılmak demek, oruç tutmak demek, zekat vermek demek, hacca gitmek demek vesaire vesaire… Kısacası “farz” olan her şey zordur!… Tabi zorluk “göreceli” bir kavram olduğu için kişiden kişiye değişse de benim için bunları yapmak zordu! Bu yüzden de  “Allah’ı kabul etmemeyi” tercih etmiştim. İki yıl boyunca…

Bir gün “Allah” kelimesinin ne ifade ettiğini merak edince hayatım tamamen değişti. Öğrendim ki; “Allah” kelimesinin iki anlamı varmış. Bunlar “Yaratılmayan” ve “Yaratan” imiş!… Bu iki anlamı birleştirdiğimizde “Allah” veya “Tanrı” kelimelerinin anlamlarının “Yaratılmamış olan yaratıcı” olduğunu fark ettim… Daha sonra da, “Allah’ı kim yaratmıştır?” sorusunun ne kadar tutarsız bir soru olduğunu fark ettim. “Allah” kelimesinin anlamını bu soruya yerleştirdiğimizde şöyle bir soru ortaya çıkmaktadır. “Yaratılmamış olan yaratıcıyı kim yaratmıştır?” Bu tıpkı; “Kırmızı renginin ağırlığı nedir?” gibi bir soru sormaya eşdeğerdir. “Herhalde böyle bir saçma soru olamaz!” diye düşündüm ve müslümanlığı daha derin araştırmaya başladım…

Ateistler, bundan yirmi yıl öncesine kadar sonsuz bir evrene inanmaktaydılar. Bu inanç onların ne kadar tutarsız şeylere inandıklarının adeta bir delili niteliğindedir. Sonsuz bir evrene inanan Ateistler, sonsuz Allah‘ın varlığına neden inanmaktadırlar? Kaldı ki, yapılan araştırmalar sonucu evrenin hiç de sonsuz olmadığı, sürekli olarak genişleyen bir yapıya sahip olduğu anlaşılmıştır. Sürekli olarak genişleyen bir evrenin tarihini geriye doğru sayarsak tek bir noktadan ortaya çıktığı anlaşılır. Peki ne oldu da o nokta “Sıfır noktası” birden bire muazzam büyüklükte bir evrene dönüştü? Bunun en mantıklı açıklaması elbette birinin  o noktaya müdahale etmesidir.O noktaya müdahale edene biz, “Allah” dedik. Siz ne derseniz deyin!

Hadi diyelim ki; Allah’ı başka biri yarattı! O zaman Allah’ı yaratanın da bir yaratıcısı olması gerekir. Allah’ı yaratanın, yaratanının da bir  yaratıcısı  olması gerekir…. Bu yaratma olayı böyle sonsuza kadar gider. Sonsuza kadar giden bir olgudan ise yaratılmış bir evren ortaya çıkmaz!

İnsanlar sonsuz kavramını yanlış anlamaktadırlar. Sonsuz kavramı,sonu olmayan anlamındadır. Öyle ki; sonsuz bir sayıdan sonsuz bir sayıyı çıkarsanız bile yine elinizde sonsuz bir rakam kalırdı. Dolayısı ile, eğer sonsuz bir yaratma olayı varsa bu olayın hala devam etmesi gerekirdir. Sonsuza kadar! Bu durumda da evreni yaratacak olan “Tanrı“nın  hiç bir zaman yaratılamamış olması gerekirdi. Kısacası sonsuz tanrılar silsilesinden sonlu bir evren çıkarılamaz…

Araştırmalarım sonucunda gördüm ki; insanların anlayamadığı bir diğer olgunun  da “Zaman” kavramı olduğunu fark ettim. Yine “Sonlu evren” modellemesine geri dönersek!.. Zamanı geri sayarsak ve evrenin oluştuğu o ilk noktaya geri dönersek (Ki, o noktaya “Sıfır noktası” denilmektedir. Bu  da hiç bir şeyin olmadığı yer anlamına gelir.) o noktadan önce bir zamanın olmadığını fark ederiz. Yani zaman, evren oluşmaya başlayınca zaman da evrenle birlikte akmaya başlamıştır. Ondan önce bir zaman yoktu! Evrenin oluşmasından önce ise sonsuz bir zaman ve sonsuz bir boşluk vardı. Gerçi boşluk demek de bir anlam ifade etse de evrenden önceki zamanı  başka türlü tarif etmek mümkün değildir. İşte ne oldu da sonsuz boşluktaki sonsuz bir yapıda bir an meydana geldi ve biz ona evren dedik?  Zamana mahkum olan insanların elbette sonsuz zaman kavramını anlamaları beklenemez. İşte o yüzden de kimi insanlar zaman kavramına bağlı olarak “Allah’ı kim yaratmıştır?” diye saçma sapan bir soru sora bilmektedirler. Sonsuz zaman kavramını anlayamamaktadırlar. İşte size bu zamana kadar duymadığınız bir önerme…

 

Evren oluşmadan önce bulunan o sonsuz zamanın ve sonsuz boşluğun tamamı bizzat Allah’ın kendisidir. O sonsuz zamanın ve boşluğun içine Allah bir an koydu… Biz o ana evren dedik… Yine bu sonsuz zamanın bir tarafında cennet ve cehennemi yarattı. İşte o cennet ve cehennemde zaman bu yüzden sonsuzdur. Daha sonra yaratmış olduğu anın içine yani evrene bizleri yerleştirdi. Sırf “Allah‘ı” yani kendini bilen birileri olsun diye. Sonra evreninin zamanı bitirdi. Cennet ve cehenneme yaratmış olduğu tüm canlıları yerleştirdi. Bu olay sonsuz yıllar önce gerçekleşti. Şu anda bizler sonsuz zamanın bir tarafında ya cennetteyiz ya da cehennemdeyiz!… Biz şu anda bir yanılgının içinde yer alan canlılardan başka bir şey değiliz… Oysa benim bu satırları yazarken yaptıklarım, aklımdan geçen her şey ve benim dışımda olan her şey o sonsuz zamanın içinde sonsuz yıllarca önce yaşandı ve bitti…

Bu evren, sonsuz zamandaki sonsuz olan  “Allah‘ın” bizzat bir parçasıdır. İşte o yüzden  Allah, evrenin her yerindedir. İşte o yüzden o bize şah damarımızdan bile daha yakındır.

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları