Evren ne kadar büyük olabilir ki!

Güneş sistemi temsili görsel

Sonsuz kavramına en yakın şey sizce nedir? Akıl almaz boyutuyla kainatı inceleyeceğimiz bu yazımızda büyük egolarımızın aslında ne kadar küçük olduğunu göreceğiz…

      Sağ tarafta gördüğünüz resme iyi bakın. Tanıdık bir şeyler gördünüz mü? Tanıdık bir şeyler görmediyseniz ben anlatayım. Sağ tarafta gördüğünüz resim güneş sisteminin tüm gezegenlerinin güneş karşısındaki büyüklüğünü(!) gösteren resimdir. Daha dikkatli bakarsınız dünya adlı küçük kaya parçasını da görebilirsiniz. Bu kaya parçasında egoları evrenden daha büyük, ama kendisi bir anda yok olsa evrenin zerre umurunda olmayacak 7 milyar insan yaşamaktadır. Dediğim gibi kendisi bir toz tanesinin üzerinde yaşamasına rağmen egosu evrenden daha büyük olan tuhaf canlılar….
     Gereken toplumsal mesajı da verdiğimize göre,  artık konumuz olan evrenin büyüklüğünü anlamaya çalıştığımız asıl konumuza geri dönelim. Dediğim gibi evren çok büyüktür! Öyle büyüktür ki “Büyük” kelimesi onu anlatmaya yetersiz kalır hatta büyüklüğü anlatan tüm kelimeler…
    Bu büyüklüğü anlamanın en iyi yolu “hız” adlı kavramı anlamaya bağlıdır. Sizce, insan oğlunun icat ettiği en hızlı şey nedir? Tahminleri alayım. Araba mı? Uçak mı? Yoksa bir gemi mi, ya da bir deniz altı mı? Eğer bunlardan birini dediyseniz yanıldınız. Çünkü; bunlar onların hızının yanında hiçbir şeydir. Onlar, derin uzay sondaları… Belki en hızlısı değil ama en uzakta olanı, Voyager 1 adlı derin uzay sondasıdır inceleyeceğimiz icat…
Voyager 1 temsili görsel
    Voyager 1, 1977 yılında göreve başlayan 722 kiloluk insansız Güneş Sistemi ve ötesi uzay sondasıdır. İlk fırlatılışından bu yana güneşten 18 milyar kilometre uzaklaşmıştır. Böyle söyleyince tabi bir anlamı olmadı ama eğer Voyager 1 dünyanın etrafını dönen bir uydu olsaydı, dünyanın etrafını tam olarak 475.000 kez dönmüş olacaktı.  Voyager 1’in saniyedeki hızı, 17 km’dir. Saatteki hızı ise 62 bin kilometredir.
Voyager 1, bize güneşten sonra en yakın yıldız sistemlerinde biri olan Alfa Centauri’ye gönderildi. Bu yıldızın bize uzaklığı yaklaşık olarak 45 trilyon kilometredir. Bu uzay sondasının amacı bu yıldız sisteminde başka türlerin varlığına dair izler bulmak, eğer varsalar onlara dünyadan mesaj göndermek olarak  tarif edilmektedir. Aşağıda  gördüğünüz yıldız sistemine ulaşması yaklaşık olarak 73 bin yıl sürecek… Görevi  bu yıldız sistemine ulaşmakla elbette sona ermeyecek. Bu yıldız sistemine ulaştıktan sonra da yoluna devam edecek. Ta ki; birileri onu bulana veya yok olana dek… Belki de birileri onu bulduğunda ve buraya geldiklerinde dünya çoktan yok olmuş olacaktır…

Alfa Centauri yıldız sistemi

Dikkat ederseniz bize en yakın yıldız sistemine bu uzay sondasının ulaşmasının 73 bin yıl süreceğini söylemiştik.. Bir mermiden yirmi kat daha hızlı olmasına rağmen 73 bin yıl yol katetmesi gerekir ki; bize en yakın yıldız sistemine ulaşabilsin… Eğer voyager 1’i bize en yakın yıldıza, güneşe göndermiş olsaydık ortalama 6 yılda güneşe ulaşacaktı ama öyle bir hız vardır ki bu yolu yalnızca 8 dakikada kateder. Bu hız mutlak hız olan ışık hızıdır…

Işığın saniyedeki hızı yaklaşık olarak, 300 bin kilometredir. Daha önce insan yapımı en hızlı şeyin saniyedeki hızının 7 km olduğunu söylemiştik. Yani ışığın 1 saniyede katettiği yolu Voyager 1, 11 günde kat edebilir. ( Voyager 1’in bir mermiden yirmi kat daha hızlı olduğunu düşünürsek…)

Evren o kadar büyüktür ki; ışık bile bu büyüklüğü katedecek kadar hızlı değildir!.. Bir ışık hüzmesi bile bu muazzam hızına rağmen, bize en yakın yıldız sistemine ulaşması 4 yıl, bizim galaksimiz olan Samanyolu’nu bir baştan bir başa katetmesi 100 bin yıl, evreni ise bir baştan bir başa katetmesi 93 milyar yıl sürerdi. Evreni katetmesi imkansız çünkü; evrenin kendisi zaten ışıktan daha hızlı bir şekilde genişlemektedir. 93 milyar evrenin şu anki genişliğidir…

Işığın 1 yılda kat ettiği mesafe 10 trilyon kilometredir. Işığın bir yılda kat ettiği bu yola”1 ışık yılı” denir. Işık yılı, bir zaman birimi değil bir mesafe birimidir. Bu yüzden  “Evren 93 milyar ışık yılı genişliğinde” denir ama ışık bu yolu asla kat edemez. Çünkü; daha öncede dediğim gibi evren ışıktan daha hızlı genişlemektedir. Bu yüzden ışıktan daha hızlı tek şey vardır.  O da evrenin ta kendisidir…

Işığın evren karşısındaki yavaşlığı aslında gök yüzüne her baktığımızda kendisinin geçmiş zamandaki haline bakmış olmamızdandır. Yani, evren tıpkı bir zaman makinesi gibi çalışır.

       Görmemiz için gereken şeyin, bir ışığın nesnelerden yansıyarak göz merceğine ulaşmasından ibaret olduğunu hepimiz biliriz. Işığın belirli bir hızının olması aslında etrafımızdaki her şeyin geçmiş zamandaki haline baktığımız anlamına gelmektedir. Ayak uçlarımıza bile baktığımızda aslında “Göreceli” olarak geçmişe bakarız. Bunun nedeni ayak ucundan yansıyan ışığın göze ulaşmasının zaman almasındandır. Aslında ayak ucumuza her bakışımızda, onun saniyenin trilyonda biri kadar eski haline bakarız ama bu zaman dilimi  o kadar küçüktür ki, bizler aynı anda gördük zannederiz.Bu mantık nesnelerden uzaklaştıkça artmaktadır. Güneşten gelen ışık bize 8 dakikada ulaşır. Bu da , aslında biz güneşe her baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz, anlamına gelmektedir. Yani, güneş bir anda yok olsa bizim bunu fark etmemiz 8 dakika sürerdi ya da Alfa Centauri bir anda yok olsa biz bunu 4 yıl sonra gözlemlerdik. Aynı mantık evrenin her yerinde geçerlidir. 10 bin ışık yılı uzaklıktaki bir yıldıza baktığımızda onun 10 bin yıl önceki halini, yine aynı mantıkla 65 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir gök bilimci dünyaya baktığında dinozorları görürdü…

Keşfedilen en büyük yıldız

Evet arkadaşlar, geldik işin özüne! İşin özü şudur ki bu evrende 100 milyar ile 1 trilyon arasında galaksi, her galakside de 200 milyar ile 1 trilyon arasında yıldız bulunmaktadır. Güneş yalnızca bunlardan bir tanesidir. Dünyadaki her kum tanesine 10 bin yıldızın düştüğü bu evrende güneşin bile milyarlarca katı büyüklüğünde yıldızlar bulunmaktadır. Bu kadar büyük bir yapıda bir kum tanesinin etrafında dönen bir toz tanesinin üzerinde yaşayan tuhaf canlılarız. Bir toz tanesinin üzerinde yaşayan minik bakteriler ne kadar önemliyse işte bizde evren için o kadar önemliyiz. Bırakalım artık birbirimizi incitmeyi, savaşmayı, kırmayı…

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları