Albert Einstein ve İzafiyet Teorisi (Allah bizi yaratmak için neden bu kadar bekledi?

Albert Einstein

Albert Einstein’n yaptığı buluşlar ve bilime kattığı değerlerle zamanımızın “yaratıcılarından” biridir. Bana göre Eisntein’nın en önemli teorilerinden biri de “İzafiyet Teorisi”dir. İzafiyet teorisine göre, zaman ve mekan “İzafidir”, yani  zaman ve mekan evreninin bazı yerlerinde  hıza veya bulunulan mekana göre  kişiden kişiye değişmektedir. Zaman “izafi midir?” yoksa “akıp giden bir nehir gibi midir?”….

Eintein ve çocukluğu

Zaman, insanoğlunun gizemini çözmeye çalıştığı en büyük sırlardan biridir. Büyük patlamadan bu yana akıp giden bir zaman olduğunu biliyoruz ama bu zaman akışı bizim farkında olduğumuz zaman akışıdır. Bizim farkında olmadığımız evrenin farklı yerlerinde farklı zamanların olmasıdır. Nasıl mı? İşte bu soruya en iyi cevap veren teori izafiyet teorisidir. İzafiyet teorisine göre zamanı etkileyen iki unsur vardır. Bunlardan biri hızdır. “Bir ışık hüzmesinin üzerinde seyahat etsek ne görürdük?” sorusundan yola çıkarak İzafiyet teorisine ulaşmıştır Albert Einstein…

İzafiyet teorisinden önce zamanın, evrenin her yerinde aynı olduğunu düşünürdük ama izafiyet teorisinden sonra anladık ki bazı özel durumlarda zaman yavaşlayabilir veya hızlanabilir. Bunun sebebi evrenin ve zamanın ayrı ayrı birer kavram değil, ikisininde iç içe geçmiş tek bir kavram olmalarından kaynaklanmasıdır. Evren ve zaman birbirlerinden ayrı düşünülemez! Bu yüzden hız ve yer çekimi evrende bazı kırılmalara yol açtığından zaman “göreli” olarak yavaşlayabilir.

Dünyanın Uzaya Uyguladığı Yer Çekimi

Yukarıda  gördüğünüz resimde dünyanın kütlesel yer çekiminin uzay üzerinde yarattığı etkiyi tek boyutlu olarak görmektesiniz. Bu etki dünya zamanının oluşmasını sağlamaktadır. Eğer dünya, şu andaki boyutundan bin kat daha büyük olmuş olsaydı dünya zamanı şu anda olduğundan daha yavaş akardı. Ama işin güzel tarafı biz bunu hissedemezdik. Bunun sebebi zamanın yavaşlamasıyla dünya üzerinde yaşayan her şeyinde zamanı algılamasının değişmesindendir. Albert Einstein bu durumu “ikizler deneyi” ile açıklamaktadır. Ben ise bir farklılık yaparak “Üçüzler Deneyi” ile açıklayacağım. Diyelim ki, dünyada doğmuş olan herhangi bir üçüz  bebekleri(Adları; Ali, Veli ve Elif olsun..) 20 yaşlarına geldiklerinde bir deney için kullanmaya ikna etmiş olalım… Bu üçüz gençlerden birini dünyada bırakalım (Ali’i),  diğerini Jüpiter’e gönderelim  (Veli’i), üçüncüsünü de ışık hızına yakın bir sür’atle uzaya doğru (Elif’i) gönderelim. Aynı zamanda bu üçüzlerin yanlarına birer saat ve dijital birer takvim yerleştirelim. Elli  yıl sonra bu üçüzler tekrar dünyada buluşsalar, Üçüzlerde, saatte ve takvimde  ne gibi değişiklikler gözlemlerdik?…

İkizle Deneyi

Öncelikle saatlerde  ve takvimlerde bazı değişiklikler gözlemlerdik. Elif’in saatini,( örneğin; kontrol kulesinden) izleyebiliyor olsaydık saatin yavaşladığını fark edecektik. Bu durumu Elif’e bildirildiğimizde hiç bir sorun olmadığını, her şeyin yolunda olduğunu, kontrol kulesine bildirecekti. Aynı durum Veli içinde geçerlidir. Bu iki kardeş elli yıl sonra dünyaya döndüklerinde ikisine de kaç yıl orada kaldıkları sorulsa ikisininde yanıtı farklı olurdu. Veli 10 yıl geçirdiğini söylerken, Elif, 40 yıl geçtiğini söylerdi. Aliye de, kaç yıl kardeşlerini beklediği sorulsaydı Ali’nin de yanıtı, “Elli yıl!” olurdu doğal olarak. İşte bu kardeşlerin yaşadığı duruma “İzafiyet Teorisi” denmektedir. Ali’nin, Veli’nin ve Ellif’in yaşadığı durum zaman kırılması veya zamanın evrenle birlikte hareket etmesi olarak açıklanmaktadır. Bu durumu şöyle özetleyebiliriz. Hızlanarak zaman yavaşlar.  Işık hızına ne kadar yaklaşırsak, zaman aynı oranda yavaşlar. Işık hızına ulaşıldığında zaman durur. Bunun nedeni hızla birlikte evrenin hareket etmesidir. Evrenin hareket etmesinin sonucu,  tıpkı arabayla giderken arabanın rüzgarı delip sağından, solundan veya altından diğer tarafa atması gibi hız da evreni tıpkı bir rüzgar gibi delerek zamanın yavaş akmasını sağlamaktadır. Aynı şekilde yer çekimi de evreni tıpkı bir rüzgar gibi deldiğinden, zamanı ve evreni yırttığından, zamanın daha yavaş akmasın sağlamaktadır. Bu durum hıza ve kütlenin büyüklüğüne göre değişmektedir.

“Peki, iyi güzel hoş söylüyorsun da izafiyet teorisinin kanıtı var mı?” Evet arkadaşlar, izafiyet teorisinin elbette kanıtı vardır. Öncelikle matematik denklemleriyle kanıtlanmıştır. Bilimsel olarak İzafiyet teorisi bilinmeden çalışmayacak bazı makineler vardır. Örneğin; elektron mikroskobu veya GPRS uyduları gibi. Hatta birçok test ile İzafiyet teorisi kanıtlanmıştır. Testlerden biri bir çok kez tekrarlanan “Atomik Saatler Testidir”. Biri uçakta diğeri ise yer yüzünde bulunan, saniyenin milyarda birini ölçebilen iki saat yerleştirilir. Uçak dünyanın etrafını bir kaç kez döndükten sonra yeryüzüne indiklerinde saatler karşılaştırılır. Uçağın hızı ve yer çekimi etkisi hesaplandıktan sonra iki saat

Muan parçacığı

karşılaştırılır.Sonuç olarak; uçakla seyahat eden saatin, dünyadaki saate göre, saniyenin milyarda biri kadar geride olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer test ise “Muan” adlı atom altı parçacığın incelendiği “Cern”de yapılan deneydir. Normal şartlarda Muan parçacığının labaratuvar ortamında hızı sabitken  yok olaması 1 saniyenin altındayken, Cern’de yapılan deneyde ışık hızına yakın bir sür’atte yok olmasının 1 saniyenin üzerine çıktığı gözlemlenmiştir.

Geldik işin özüne… İşin özü şudur ki! Zaman olmadan evren, evren olmadan zamanın olmayacağı bir kesindir. Bu iki kavramdan birinin yokluğu diğerinin varlığını imkansız hale getirir.  Evreninin yaşının 13 milyar, dünyanın yaşının 4 milyar, insanoğlunun yaşının 200 bin yıl olduğu bilinmektedir. Bu hesaba göre Tanrı bizi yaratmak için 13 milyar yıl beklemiştir. Bu evren bile zamanı farklı algılamamızı sağlayabiliyorsa evren üstü aklın neden “Bizi yaratmak için bu kadar bekledi?” sorusuna maruz kalması kadar saçma bir soru olamaz herhalde. Onun katında zaman diye bir şey yoktur… O zamanın da yaratıcısıdır, evrenin de…Aslında İzafiyet teorisi “Sanal!” bir evrende yaşadığımızın en büyük kanıtıdır. İzafiyet teorisi bize şunu da öğretti ki; biz bile zamanı kontrol edebilmenin bir yolunu bulabilecekken  “Evren üstü aklın” zamanı kontrol edebilecek olması, neden bize “Tuhaf!” gelmektedir. Onun için önce veya sonra yoktur. O zamanın ötesinde olan bir yaratıcıdır. Bu öyle bir kanıt ki evrenin farklı yerlerinde farklı zamanlar yaşanması, aslında üstün bir aklın onu kontrol edebildiği anlamına da gelmektedir…. Şunu öğrendik ki, aslında koskoca sandığımız evren ışık hızıyla ne kadar da “küçükmüş(! )” dedirtecek kadar büyükmüş…

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları