Sicim kuramının doğuşu

Sicim kuramının doğuşu

Atom kavramından ilk defa Antik Yunan düşünürlerinden Demokritos ve Leukippos bahsetmişlerdir… İnanılmaz bir şekilde bu düşünürler tüm maddelerin atomlardan oluştuğunu tahmin edebilmişlerdi…

Ancak o dönemde maddelerin atomlardan oluşabileceğini savunup, bunu kanıtlamanın hiç bir yöntemi de olmadığı için, insanlar arasında Aristotales’in ortaya sürdüğü bir teori daha çok rağbet görmekteydi… Aristotale’e göre madde; ateş, su, toprak ve havanın farklı şekillerde karışımından oluşmaktaydı. O dönemde atom teorisinin bir dayanağı olmayınca uzun yıllar boyunca “Atomlardan” bahseden hiç kimse de olmadı… Taki; 9. ve  19. yüzyıla kadar…

 John Dalton
John Dalton

19. yüzyılda Kimyager John Dalton atom konusunu tekrar gündeme getirdi. Yaptığı deneylerde, maddenin kimyasal tepkimelerle bozunuma uğradığını ve maddelerin farklı formlarda tekrar bir araya gelerek yeni maddeler oluştura bileceğini görünce, atomlarda artık kanıtlanmış oldu. O yıllarda maddenin en küçük yapı taşının atomlar olduğu ve bu atomların bölünemez olduğu teorisi genel kabul gördü. Atomların tek parçadan oluştukları tezi savunuldu…

1897 yılına gelindiğinde atomların etraflarındaki elektronlar keşfedildi. 1900’lü yılların başında atomların merkezlerinde pozitif yüklü parçacıkların ve elektronların keşfiyle birlikte “atom” kavramı kesin olarak kabul edilmeye başlandı…

Niels Bohr'
Niels Bohr’

Daha sonraki yıllarda atomun nötron, proton ve elektronlardan oluştuğu, yani atomun maddenin en küçük yapı taşı olmadığı, maddenin en küçük yapı taşlarını da oluşturan maddelerin olduğu keşfedildi.  Artık epey bir süre  kabul gören ancak hatalı olan Niels Bohr‘un atom modeli oluşmaya başladı. Bohr‘un atom modeline göre; “Atomun merkezinde nötron ve protonlar var. Bu merkezin etrafında da belirli bir yörüngede dönen elektronlar vardır…” Bu model uzun yıllar boyunca genel kabul gören  atom modeli olmuştur.. Hatta, bu model yanlış bir model olsa da halen ders kitaplarındaki ve atom çizimlerinde bu model tasvir edilir. (Bohr’un atom modelinin neden yanlış olduğunu daha detaylı öğrenmek için …(Tıkla…)

Her atom görselinde elektronlara bir yörünge çizilir. Oysa ki; bu tamamen yanlıştır... Elektronların belirli bir yörüngesi yoktur...
Her atom görselinde elektronlara bir yörünge çizilir. Oysa ki; bu tamamen yanlıştır… Elektronların belirli bir yörüngesi yoktur…

Aslında atomun parçalana bileceğini ilk söyleyen kişi Cabir Bin Hayyan‘dır. Milattan sonra 9. yüzyılda yaşamış olan bu islam düşünürü, atomun maddenin en küçük yapı taşı olduğunu ve atomun da parçalarına ayrılabileceğini söylemiştir. Ancak, Cabir Bin Hayyan‘ın bu tezini Albert Einstein, kanıtlayana kadar havada kalmıştır…

Albert Einstein
Albert Einstein

Albert Einstein, 1907 yılında ortaya koyduğu meşhur E=mc² formülü ile atomun parçalanabileceğini matematiksel olarak kanıtlamıştır.

Lise Meitner ve Otto Han
Lise Meitner ve Otto Han

Eistein’in matematik formülleri ile atomun parçalana bileceğini kanıtlamasının ardından Lise Meitner ve Otto Hahn, 1939 yılında  bir uranyum atomunu parçalamayı başarmışlardır…

20. yüzyıl başlarından itibaren atomun parçalanmasına değin, Einstein, Max Plank, Wofrang Pauli gibi bilim adamları yaptıkları çalışmalarda atomun bir sınır olmadığı, atomu oluşturan nötron, proton gibi parçacıkları da oluşturan parçacıkların olabileceğini savundular. Özellikle de 1970 yılından sonra yapılan çalışmalarda Kuantum Mekaniği gibi yeni bir fizik dalı ortaya çıkmaya başladı. Anlaşıldı ki; proton ve nötronları da oluşturan başka maddeler vardı. Yapılan çalışmalar sonrasında, atom altı parçacıkların dünyasına girildi. Maddenin en küçük yapı taşının atom olmadığı, atomları oluşturan ve adlarına Leptonlar, Kuarklar ve Nötrinolar denilen atom altı parçacıkların varlığı keşfedildi… Böylece bu atom altı parçacıkları inceleyen Kuantum Fiziği anlam kazanmaya başladı…

Atom altı parçacıklar, incelenmeye başlandığında görüldü ki; aslında bu evrenin hiç bir zaman olmaması gerekirdi. Çünkü; atom altı parçacıklar iki boyutlulardı… Ayrıca, bazen parçacık, bazen de dalga boyu gibi davranmaktaydılar.  Bir anda yok olup başka bir yerde yeniden doğa biliyorlardı. Kütleleri yoktu!… Ama nasıl olur? Bir maddenin var olabilmesi için kütlesinin mutlaka var olması gerekirdi! Ya da nasıl olur da iki boyutlu parçacık bir araya gelerek üç boyutlu bir evren yaratabilirlerdi? İşte bu noktada “Sicim Kuramı” devreye girdi. Sicim kuramına göre; atom altı parçacıklar da bir sınır değildir. Atom altı parçacıkları oluşturan parçacıklar da vardır. Ancak bu parçacıklar o kadar küçüktürler ki; belki de asla onları gözlemlemek mümkün olmayacaktır!

50-60 yıl içerisinde bu kuram tam anlamıyla çözüldüğünde, kuram değilde kanun olduğunda artık hayata bakış açımızdan tutun da “Tanrı” inancımıza kadar her şey değişmeye başlayacaktır!…

Sicim Teorisi

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları