Soluk Mavi Nokta

soluk mavi nokta

Yukarıdaki resme iyi bakın. Ne görüyorsunuz? Göremeyenler için söylüyorum. Orada, o ışık süzmesinin içinde bir noktadan büyük olmayan “Dünya” adlı küçük mavi bir gezegen bulunmaktadır. O gezegenin üzerinde bu zamana kadar 100 milyar insan yaşadı ve sen, o insanlardan sadece biri olan “sen” de o soluk vavi noktada varsın… Bugünkü konumuz altı milyar kilometre öteden çekilen bir fotoğraf olan, “Soluk Mavi Nokta” adlı resimdir…

Voyager 1, 1977 yılında fırlatıldı. Bir uzay sondası olan bu araç, o zamandan bu zamana 21 milyar kilometre yol katetti ve güneş sisteminin dışına çıkan ilk insan yapımı araç oldu. İşte, bu uzay sondasının dünyadan 6 milyar kilometre öteden çekmiş olduğu dünya resmi, hayatım boyunca beni etkileyen en önemli resimlerden biri olmuştur.

İşte, 6 milyar kilometre öteden bakıldığında dünya, pek de dikkat çekecek gibi değildir. Ancak biz insanlar için durum çok ama çok farklıdır. O notaya tekrar bir bakın! O, burası dünyamız. Evimiz.. O nokta sensin veya benim… üzerinde etrafınızda gördüğünüz herkes sevdikleriniz veya sevmediğiniz herkes, adını duyduğunuz veya duymadığınız herkes, var olmuş tüm insanlar ve var olacak tüm insanlar o noktanın üzerinde yaşamlarını geçirirler veya geçirecekler.

Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin var olan binlerce inanış, ideoloji veya ekonomik doktrin. Her avcı veya her toplayıcı… Her kahraman ve her korkak… Yarattığımız uygarlığın yaratıcıları ve yıkıcıları… Her imparator ve her şehirli, köylü… Her aşık çift…Senin annen senin baban veya her anne, her baba… Her mucit, her kaşif… Umutları ve korkuları olan her çocuk… Her öğretmen… Yozlaşmış her politikacı.. Adına yıldız dediğimiz tüm sanatçılar, sporcular veya her bir yüce önder, her günahkar… İşte orada, bir ışık hüzmesinde adeta asılı dururmuşcasına duran o “Soluk mavi noktanın” üzerinde yaşadı…

Dünya, kozmik arenada çok ufak bir sahne… Bu küçük noktadaki o komutanların, kralların veya imparatorların adına her ne derseniz, yarattığı o kan nehirlerini düşünün… Tüm o kanlar, bu noktanın küçük bir anında şan ve şöhretin efendileri olmak için akıtıldı…

Bu küçük noktanın bir tarafında yaşayanların, başka bir tarafında yaşayan ve kendilerinden neredeyse farkı olmayan diğerlerine yaptığı zulmü bir düşünün… Yanlış anlaşılmışlığımızın sıklığı, birbirlerini öldürmeye ne kadar meraklı olduklarını ve öfkelerinin ne kadar hararetli olduğunu bir düşünün…

Vicdanımıza, hayal ettiğimiz geleceğimize, şahsiyetimize… Bu koca evrende ayrıcalık bir konumda olduğumuz yanılgısına…. Bu soluk ışık noktası tarafından meydan okunuyor….

Evimiz… Onu sarmalayan karanlık içerisinde yapayalnız ufak bir nokta… Sonsuz evrenin içerisinde bizi “kendimizden” kurtarmaya gelecek birilerinin var olduğuna dair hiçbir ip ucu yok… Dünya, bizim bildiğimiz kadarıyla yaşam barındıran tek yer… Yakın tarihimizde türümüzün göç edebileceği hiçbir yer yok!… Oraları ziyaret ede bilir miyiz? Evet… Yerleşebilir miyiz? Belki…

Umurunuzda olsun veya olmasın… Beğenin veya beğenmeyen… Dünya adlı bu küçük soluk nokta kalabileceğimiz tek yer…

Belki de, ufak dünyamızın bu ufak görüntüsü, insan adlı varlığın, kibrinin ne kadar gereksiz olduğunun görüntüsüdür. Bu bana ve size gezegenimizi koruyup geliştirmemiz gerektiğinin önemli olduğunu hissettirmeli… Bu “Soluk Mavi Noktaya”….

O yüzden kardeşlerim ve kardeşim… Bu dünyada var olmak bile bir nimetken, birbirimizi kırmanın, incitmenin ne anlamı var… Sen veya bu dünya bir  anda bu evrenden yoksa, evrenin geri kalanının umurunda olur mu dersin? Cevap elbette hayır! Dünyada yaşamış ve yaşamakta olan 100 milyar insandan biri de sensin… Dünyanın en yakışıklısı mı olmak istiyorsun veya en güzeli? Halinden memnun değil misin? Emin ol senden öncekiler de bunu söylemişlerdi.

Düşünsene …Yüzyıl sora seni ve beni kim hatırlar?Söyle!… Kim….?

Sosyal Medyada Paylaşın;

Facebook Yorumları