Uzaylılar var mı? Bölüm 1: Fermi paradoksu

Uzay hakkında bir soru sorun

denilse herhalde hepimizin aklına ilk önce “Evrende yalnız mıyız?” sorusu gelirdi. Aslında evrende yalnız olma ihtimalimiz yok denecek kadar azdır. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki evren aklın alamayacağı kadar büyüktür. Bu büyüklük içerisinde milyarlarca galaksi ve katrilyonlarca yıldız bulunmaktadır.

    Bilinen evrenin 93 milyar ışık yılı genişliğinde olduğu tahmin edilmektedir. Bir ışık yılının 10 trilyon kilometre olduğunu düşünürsek evrenin genişliğinin 93.000.000.000*10.000.000.000.000 km genişliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu kadar geniş bir alanda ne kadar yıldız ve gezegen olduğuna bir bakalım. Bilinen evrende 100 milyar ile 1 trilyon arasında galaksi olduğu ve her galakside de 50 milyar ile 1 trilyon arasında yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Yani kısaca söylemek gerekirse dünyadaki her kum tanesine 10 bin tane yıldız düşmektedir. Sadece bu yıldızların binde birinde bile dünya benzeri bir gezegen olsa 100 milyar kere 10 kentrilyon dünya benzeri gezegen var diyebiliriz. Bu dünya benzeri gezegenlerin de %5’i ile %20’si arasında  yaşam bulunsa 100 katrilyon gezegende, bu gezegenlerinde yüzde birinde bile zeki bir yaşam bulunsa 100 trilyon zeki yaşam bulunduran gezegen olması gerekirdi.Bir defa diğer galaksileri unutalım.

Öncelikle galaksiler arasındaki mesafeler inanılmaz boyutlardadır. Öyle ki; bize en yakın galaksi olan Andromeda galaksisine bile ışık hızıyla dünyadan ulaşmak iki buçuk milyon yıl sürerdi. Bize en yakın galaksi diyorum. Diğerlerini hiç hesaba katmayalım bile…Oralardan bir mesaj ya da bizim oralara gitmemiz şimilik mümkün olmadığından kendi galaksimiz olan Samanyolu galaksisine odaklanmalıyız.
Samanyolu galaksisinde 100 milyar ile 400 milyar arasında yıldız olduğu tahmin edilmektedir. Evrene uyguladığımız verileri Samanyolu’na da uygularsak… En düşük ihtimalle 100 milyar yıldız var dersek %1’i güneş benzeri ve bu %1’inde 1000’de birinde zeki bir yaşam olsaydı Samanyolu galaksisinde  en az bin tane birbirinden farklı zeki yaşam olması gerekirdi. Peki bu kadar büyük bir ihtimal olmasına rağmen bu zamana kadar çağrılarımıza bir yanıt neden alamadık… İşte fermi paradoksu dünya dışı zeki yaşamın varlığının bu kadar yüksek olmasına rağmen, bunu kanıtlayacak hiçbir temasın yokluğu olarak açıklanır.
Bu zamana kadar hiçbir temasın olmamasının bir kaç nedeni var. Şimdi bu nedenleri inceleyelim;

1.İhtimal: Evrende Yalnızız
Bu ihtimale göre evrende yalnızız. Daha doğrusu yaşam için gerekli olan şeyleri çok hafife alıyoruz. Belkide yaşam sandığımızdan daha karmaşık bir yapıdadır.
2.İhtimal: Geride Bırakıldık
      Bu ihtimale göre bundan milyonlarca yıl önce gelişmiş medeniyetler daha verimli olan galaksinin iç taraflarına göç ettiler ve onlara ulaşmamız imkansız. Ayrıca dünyamız galaksinin biraz daha sakin, galaksinin dış taraflarında yer alır.
3.İhtimal: Büyük Filtre Hipotezi
      Bu teoriye göre medeniyetler doğar, büyür, gelişir ve ölürler. Belirli bir gelişmişlik seviyesine ulaşan medeniyetler ya savaşlarla ya da doğal afetlerle yok olmaya mahkumdurlar ve hiçbir zaman büyük filtreye ulaşamazlar. Einstein’ın da dediği gibi; “Üçüncü dünya savaşı ne tür silahlarla yapılır bilmem ama dördüncü dünya savaşının taş ve sopalarla yapılacağı kesindir.” Eğer bu hipotez doğruysa sonumuza başlangıcımızdan daha yakınız demektir.
4.İhtimal: Hayvanat Bahçesi Hipotezi
Bu hipoteze göre tıpkı bizim hayvanat bahçesindeki hayvanları incelediğimiz gibi uzaylılarda bizi incelemektedir ve bizimle iletişime geçecek kadar değerli bulmuyorlardır.
5. İhtimal: Umurlarında bile değiliz
Yolda gördüğünüz bir karıncayı durup incelemezsiniz. Belki de onlara göre biz çok ilkel canlılarızdır.
6.İhtimal: Denetleyici Süper Güç
Galakside 3.tip denilen ileri medeniyetler var ve bu medeniyetler teknolojik olarak çok gelişen uygarlıkları birden bire ortaya çıkarak yok ediyor. Bunu yapmadaki amaçları, “Düşmanı, seni yok edebilecek ergenliğe ulaşmadan yok et.” anlayışıdır.
7.ihtimal: Hala dinozorları görüyorlar
Dünyadan 65 milyon ışık yılı uzaktaki uzaylı bir gök bilimci dünyaya baktığında sadece dinozorları görürdü. Gelişmiş bir uygarlık göremediğinden dünyaya gelmenin de anlamı olmazdı. Bu ihtimal zayıf da olsa var. Çünkü; bizim teknolojimiz şu anda o kadar uzağı görmeizi imkansız hale getiriyor  ama gelecekte de göremeyeceğimiz anlamına gelmemektedir.
8.İhtimal: Çok fazla yaşam var
Bu ihtimale göre yaşam o kadar sıradan ki gelişmiş uygarlıklar yeni türlerin keşfine ayrılan zamanı ve bütçeyi gereksiz gördüklerinden bu işi milyonlarca yıldır yapmıyorlar. Belki de yaşam o kadar sıradan ki her gezegende görülen zeki yaşam komplesk bir yaşam olarak görülmemektedir.
9. İhtimal: Sanal bir evrende yaşıyoruz
Biraz uçuk bir teori olmasına rağmen bir çok bilim adamı tarafından düşünülmeye başlanan ve bu konu da araştırmaların yapıldığı bir hipotezdir. Bu hipoteze göre çok üstün bir akıl bir oyun yarattı ve bu oyunun adını evren koydu. Bu oyunda kazananlar mükafatını alacak kazanamayanlar da cezasını çekecektir. Yani kısacası bu evren sanal bir evren ve sadece insan için yaratılmış bir evrendir. Dolayısıyla başka uygarlıklara  da  gerek yoktur.

İşin özü şu dur ki, boş ver işin özünü! Ben kendi tezimi sizlere sunayım. Bizler yani insanoğlu milyarlarca yıl daha yaşayacak kıyamet milyarca yıl sonra kopacak. Bu sürede 3. tip medeniyet seviyesine ulaşacak olan tek tür olacak. (Medeniyet seviyelerine başka bir yazımda değineceğim) önce kendi galaksisini işgal edecek yakacak yıkacak sonra diğer tüm galaksileri… Tüm evreni işgal edecek ve taş taş üstünde kalmayacak işte o zaman kıyamet kopacak…..